Ana sayfa | Haberler | Köşe Yazıları | İletişim | Sistem
Antalya RAPOR
Köşe yazıları

KİMİN UMURUNDA?

Zoom Out! Zoom in!

  Tüm yazılar

Bir tarafta Büyükşehir Belediye Başkanlığı, İl Jandarma Alay Komutanlığı, İl Emniyet Müdürlüğü Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) ve Antalya Esnaf

 

Odaları (AESOB), diğer tarafta bir kaç çığırtkan.. Hani şu 'hanutçu' dedikleri.. Ne de zormuş bunları susturmak!.. Çünkü hanutçulukla mücadele yıllardır devam eder ama sonuçta pek bir işe de yaramaz.. Yaramış olsaydı zaten bugün aynı konudan bahsediliyor da olmazdı.. Üstelik bu çığırtkanlığın yapıldığı mekanlar da kentin tam orta yerinde, yani öyle köşe de bucakta değil.. Her yıl benzer açıklamalar, 'Temcit Pilavı' misali; “Hanutçuluk, çığırtkanlık ve benzeri tutum ve davranışlarda bulunanların turizmi olumsuz etkilemesinin önlenmesi amacıyla kurulan denetleme birimlerinin çalışmalarını etkinlikle ve kararlılıkla sürdürmeye devam etmektedir. Antalya’nın imajında olumsuz değerlendirmelere neden olabilecek hiçbir davranışa asla izin verilmemektedir.” Bu izin vermemek nasıl oluyorsa!.. 2010 Yılı Nisan, Mayıs, Haziran aylarında yapılan denetimler sonucunda Kabahatler Kanununun 37. maddesi gereğince; 113 kişi hakkında işlem yapılmış ve 6 bin 921 lira para cezası uygulanmış. Yani çığırtkan başına 55 lira bile düşmüyor.. Para cezası pek işe yaramıyorsa neden başka çözümler düşünülmez ve üretilmez bunu da anlamak mümkün değil.. Üstelik çığırtkanlığın en fazla yapıldığı mekanalarda kentin tam merkezi yerinde.. Bir kentin sorunları o kenti yönetmeye talip olan ve idarecilerinin gerçekten umurunda olabilmeli.. Örneğin bir belediye başkanı sivrisineklerle ilgili bir şikayet ve yakınma olduğunda, 'Sivrisineklerle yaşamaya alışmalıyız. Dünyanın hiç bir yerinde bu işi yüzde yüz halletmiş değiller' dememeli.. Bunu derken, en azından kendisi bu işin yüzde kaçını halledebildiğini çok net bir şekilde ortaya koyabilmeli!.. Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Akaydın yaklaşık 10 yıl önce Akdeniz Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi'ince yapılan araştırmaya dayanarak, kentteki fosseptik kuyularının önemli bir üreme alanı olduğunu söylüyor. Çoğunun kapakları ya kırık dökük ya da sandarda uygun değil. İyi de bunları kontrol etmek veya edilmesini sağlamak kimin görevi?.. İşin bir diğer vahameti, böylesine bir sorunun tespiti, yaklaşık 10 yıl öncesinden hem de bilimsel araştırmalar sonucunda ortaya konuluyor.. Peki, bugüne bu sorunun çözümüne yönelik neler yapıldı? Sadece hastalığı teşhis etmek marifet olmasa gerek..  

ID: ART30 | 28.07.2010 10:20 | Hit: 90 | Contact author Sayfayı yazdır RSS Feed