Ana sayfa | Haberler | Köşe Yazıları | İletişim | Sistem
Antalya RAPOR
Köşe yazıları

mülkiyet problemleri

Zoom Out! Zoom in!

  Tüm yazılar

Neredeyse yüzölçümünün yüzde 60’ı devlete ait topraklardan oluşan Antalya, mülkiyet problemlerinde Türkiye’de başı çekiyor. Bazen duyuyorum. Bazı Yahudi asıllı işadamlarının milyonlarca dolarlık serveti olmasına rağmen, Türkiye’de hiçbir gayrimenkule yatırım yapmadıklarını. Sürekli kirada oturduklarını. Çünkü güvenmiyorlar TC tapusuna.

 

 orman, kimi zaman vakıflar, kimi zaman da üçüncü kişiler şerh koydurabiliyor. Pürüzsüz gibi görünen gayrimenkullerin üzerine bir bakmışsınız, tedbirler, ipotekler ve şerhler konmuş.. Bu yüzden gayrimenküle yatırım yapanları kimi zaman doğduğuna pişman bile olabiliyor. Vatandaşın başını sokabileceği bir evi bile bu garip uygulamalar yüzünden elinden alınabiliyor. Hazine kadastrosu ile orman kadastrosunun farklı zamanlarda yapılması, yani devletin kendi içindeki tutarsızlığının faturasını, bu çilekeş insanlar çekiyor.

Aylın terini döküp, dişlerinden, yiyeceklerinden, giyeceklerinden, eğlencelerinden, çocuklarının rızkından artırıpq sahip oldukları gayrimenküller, bir anda buharlaşabiliyor. Geciken adalet adalet değildir sözü misali, onlarca yıl süren davalar, birçok mağduriyeti de beraberinde getiriyor.

Çalkaya örneğinde olduğu gibi 1990’lı yıllarda belediyenin kooperatiflere tahsis ettiği yerler buharlaşabiliyor. Çünkü geçmişte Çalkaya Belediyesi’nin kooperatiflere tahsis ettiği arazilerin bir çoğu şu anda, 2 b kapsamında değerlendirilip, zilliyetlik sahibi gösterilen kişilerin üzerlerine geçiriliyor. Binlerce kooperatif zede ise hakkını arayacak yasal bir merci de bulamıyor. Belediyeye gittiklerinde bu yerlerin sahibi devlet deniyor. Tapuya gittiklerinde zilliyetlik sahiplerinin gerçek kişi olması gerekiyor. Zilliyetliklerde muhtar belgesi önemli deniyor. Bu tespitlere göre işlem yapan Maliye ise kendilerine gönderilen isim listesine göre işlem yapmak zorunda olduklarını söylüyor. Öte yandan gayrimenkul zengini Vakıflar da , Antalya’da birçok yerde eskiden bu yerler benimdi diyerek vatandaşın tapusuna şerh koydurup yüzde 20 taviz bedeli talep edebiliyor

Öte yandan, devlet, kamu yararını gerekçe gösterip, vatandaşın tapulu malını kelepir fiyata kamulaştırabiliyor. Ya da vatandaşın, okul yapılması ya da park yapılması için bağışladığı yerler, başka amaçlarla kullanılıp, hatta birilerine peşkeş bile çekilebiliyor.

Kütükçü örneğinde olduğu gibi tapulu arazileri orman üzerine geçirebiliyor. Şimde de 2b yasasıyla bu sorunun çözüleceği söyleniyor.

Kısa bir süre önce de Konyaaltı’nda kapatılan Petrol ofisinin eski dolum tesislerinin arkasından başlayıp, Azmak deresinin batısını izleyip, Akdeniz Üniversitesine kadar uzanan bir dava da vardı. Orman bu yerlerin kendisine ait olduğunu talep ediyordu. Binlerce kişiyi ilgilendiren bu dava Uluç davası olarak biliniyordu. Antalya’da pek kimsenin bilmediği bu dava edindiğim bilgiye göre ormanın aleyhine sonuçlandı. Eğer orman lehine sonuçlanmış olsaydı, bu bölgede evi olanlar büyük bir mağduriyet yaşayacaktı. Bunların arasında Antalya’ya yerleşen binlerce Rus, Alman vatandaşı da vardı. Bunları onlara izah etmek de öyle kolay olamazdı. Eminim bu dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine kadar gidip, devlet milyarlarca dolar tazminat ödemek durumunda bile kalabilirdi.. Şu anda da mülkiyetle ilgili

ID: ART22 | 21.07.2010 11:35 | Hit: 139 | Contact author Sayfayı yazdır RSS Feed