Ana sayfa | Haberler | Köşe Yazıları | İletişim | Sistem
Antalya RAPOR
Köşe yazıları
BAŞTUĞ ÇALIŞIR

SOL, SİYASET VE CHP

Zoom Out! Zoom in!

  Tüm yazılar

AKP’nin çirkinleştirdiği, CHP’nin yıpratılmak ve parçalanmak istendiği bugünkü siyasal ortam içinde, kimi köşe yazarlarınca Atatürk’ün partisi CHP’yi övmek kolaydır. Eleştirmek de zor değildir. Ama imkansız olan, halka malolmuş CHP’yi yıkmaktır.

Ülkemizdeki sosyal demokrat anlayışın, birçok aydının eleştirisiyle birlikte “Kemalist“ çizgide siyaset geliştirmiş olduğunu, ülkemizdeki ilk “ sol düşünce “ izlerine, muhalefetin ülkemizdeki ilk tohumlarının atıldığı Jön Türkler –İttihat ve Terakki’de rastlamış olduğumuz ve bu ilk temsilcilerin bir elinde devletçilik, diğer elinde milliyetçilik bayrağıyla, devleti yeniden kurmak gayretinde olduklarını, antiemperyalist anlayış ve halkçı uygulamalarıyla, adı konmamış ama “ sosyal demokrat “ düşünceyi hayata geçirmiş oldukları, geçen yazının konusuydu.

 

20. yüzyılda, üçüncü dünya ülkelerinde milliyetçi ve bağımsızlık yanlısı hareketler, iktidarları ele geçirmiş ve emperyalizme karşı koymuşlardır. Dünyada gerçekleşen ilk ve anti-emperyalist mücadele olarak tarihteki yerini alan ulusal milli mücadele ve bu mücadelenin Kemalist kadrolarını oluşturan ordu mensupları, 1960 sonrasındaki dönemin tüm sol gruplarını etkilemiştir. 27 Mayıs’ın başarıya ulaşması ve Türkiye’de evvelce yaşanmamış bir özgürlük ve tartışma ortamı, Türk Sol hareketine ivme katmıştır.

 

Türk Sol hareketinin lokomotifi CHP, tek parti olduğu dönemde “İslamcılık” asli düşman ilan edilmiş, ardından geçen süreç içinde, DP karşısında CHP “rejimin” ve “devrimlerin” koruyuculuğu görevini üstlenmiştir. Bu anlamda CHP’nin siyasal pozisyonu “devlet partisi” olarak değerlendirilmiştir.

 

CHP Başkanlığına aday Ecevit’in radikalleşme ihtimali ve kitlelerin kendi inisiyatifini ele alması gerektiği düşüncesi, tepeden inme reformculuğa ve darbeciliğe açık karşı koyuşu, 1972 yılında Ecevit’i başarıya ulaştırmış ve 1973 seçimleri ve sonrasında büyük şehirlerde ve özellikle gecekondu semtlerinde oyunu arttıran CHP, işçilere seslenmiş, köy projeleri üretmiştir. O kadar ki, ortanın solu siyasetini tanımlayan CHP, sloganını da “halka gitmek” olarak belirlemiştir. CHP’nin halklaşması olarak ifade edilen bu süreç, iki amaca hizmet etmiştir. CHP’nin halklaşması, halkın CHP’lileşmesi…

 

1970‘lerde, CHP örgütünün halkla kaynaşması ve parti programının halk tarafından talep edilmesini sağlamak, temel amaç olmuştur. 1980 öncesi, iktidarda olduğunda; çatışan kesimlere uzak duran, devleti tarafsız ve demokratik kurallardan ödün vermeden yönetmeyi hedeflemiş, asayiş ve ekonomik sorunlarla da boğuşulan, muhalefette olduğunda, iktidarın olanaklarından yararlanmamayı ilke edinmiş, erdemli siyasetin örneklerini Türk halkına göstermeyi amaçlamış, bunu bir fırsat olarak görmüş ve uygulamış bir CHP geçmişi hafızalardadır.

 

1980 darbesine de en tutarlı direnen, yine CHP olmuştur. Sosyal demokratlar, darbe sonrası bağımsız örgütlenme çabalarına girişmişlerdir. 12 Eylül’ün bir amacı da, son 20 yılda örgütlenme modelini geliştiren ve gerçek bir “halk partisi” kimliğini kazanan, seçmenin % 40’larına ulaşmış sosyal demokratların örgütlenme genlerinde erozyon yaratmaktır.

 

21. Yüzyıl ve CHP

 

Bugün Türkiye’nin sayıca “çok” sol partilere değil, ülke ortalaması olan herkesi kucaklayan bir CHP’ye ihtiyaç vardır. Siyasal süreç içinde toplumlar, siyasi partileri bir yerlerden alır, bir yerlere götürür. Bu doğal bir gelişim ve süreçtir. Sürecin dışında kalan partilerin akıbeti herkesçe bilinir. Devlet partisi kimliğinden, darbecilere karşı duran bir parti konumuna gelen CHP, “güneydoğu sorununa” Atatürk Milliyetçiliği çerçevesinde de ürettiği kalıcı ve sağduyulu çözümlerini de, başta bölge halkımıza ve sonuçta tüm halkımıza anlatmak ve açıklamak durumundadır. Bu dönemde CHP’nin, sol felsefeye dayalı içgüdüleriyle hareket etmesi, bölge halkımızı hiçleştirmeden, büyük Türkiye ve ideallerine bağlayacak açılımı AKP’den cesur, AKP’den yaratıcı ve AKP’den daha dürüst açıklamalı, yapmalıdır.

 

3 Mart tezkeresine karşı koymak ne kadar doğruysa, yurt dışına asker gönderme konusunda yaşanan son süreç de o kadar doğrudur. AKP’nin yaratmak istediği “evcilleştirilmiş toplum” hayalini parçalayacak tek kuvvet, CHP’nin geçmişinde ve bugünkü heyecanında mevcuttur. Pusulası Atatürk ilke ve devrimleri, hedefi çağdaş ve bağımsız Türkiye olan CHP, başarının popüler siyasal açılımlarla ve kişilere bağlı olmadığını bilecek kadar deneyimlidir. Kendisini sağcı ya da solcu olarak görmeyen, yaşayışıyla muhafazakar olsun olmasın, yükselme hırsı olmayan, yoksullaşması da beklenmeyen, iddiasız sade, laik ve dürüst yurttaşlarımız “rejim tehdidini” algılayacak içgüdüye sahiptirler. Bu bakımdan bu kesimlere verilecek mesajlar, eyleme dönük, eyleme dönük kişilerin de örgüt içinde desteklenmesi noktasında olmalıdır.

 

Diğer yandan herkesin anlayacağı şekilde geliştirilmiş ve seçime dönük de olmayan, bir CHP ideali olarak, halkımızın da sahipleneceği belli olan “aile sigortası” çok önemli bir sosyal projedir. Ekmek kadar özgürlük de sol siyasetin ayrılmaz parçası olup, bir toplum için en büyük tehlike olan kamu yönetiminin vatandaşlarına adil davranmaması tehlikesi karşısında, halkımıza “eşitlik” , “adil yargılanma” ve “tam demokrasi” vaad eden CHP, geçmişindeki başarısına çok yakındır.

 

ID: ART373 | 30.04.2011 20:55 | Hit: 1110 | Contact author Sayfayı yazdır RSS Feed
Share |